ADALETİN OLMADIĞI YERDE HUZUR VE BARIŞ OLMAZ
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Adalet mülkün, devletin temelidir. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, barış olmaz, hukuk devleti bütün işlemleri yargı denetimine tabi olan devlettir. Hukuk kurallarına bağlı olan devlettir. Dolayısıyla hukuk devletinin ön şartı bağımsız ve tarafsız yargıdır” dedi.
Adalet Bakanı Tunç, Antalya’da Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde düzenlenen Antalya Adli Tıp Günleri Toplantısı’na katıldı.
Antalya’nın turizmin başkenti ve Türkiye’nin göz bebeği bir şehir olduğunu belirten Adalet Bakanı Tunç, Antalya’nın özellikle son yıllarda çok daha güzelleştiğini, ilerlediğini ve geliştiğini ifade ederek, kentin sadece ülkenin değil, tüm dünyanın göz bebeği, turizm merkezi haline geldiğini ve gelmeye de devam edeceğini ifade etti.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR İNSANLIĞIN SORUNLARINA ÇÖZÜM BULMAKTAN UZAK
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Yılmaz Tunç, Filistin’de gerçekleştirilen katliamı lanetlediklerini söyledi. Filistin’de insanlık ve savaş suçu işlendiğini vurgulayan Yılmaz Tunç, “Yıllardır bir abluka altına alınan Filistin halkı, çocuk demeden, yaşlı demeden, genç demeden bir katliama maruz bırakılıyor. Bu bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Bütün uluslararası kuruluşların gözü önünde gerçekleşiyor. Ama maalesef uluslararası kuruluşlar insanlığın sorunlarına çözüm bulmaktan uzak. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı’mız sık sık tekrar ederken, ‘Dünya beşten büyüktür’, ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ derken bunu boşuna söylemiyor. Bunun gerekçeleri olduğu için söylüyor. İşte Filistin hepimizin yüreklerini dağlıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mız başından beri, 7 Ekim’de başlayan bu saldırılardan sonra bölge liderleriyle dünya nezdinde, hükümet ve devlet başkanları düzeyinde 20’yi aşkın liderle görüşmeler gerçekleştirerek, oradaki ateşin sönmesi noktasında gayret gösteriyor. Yine Dışişleri Bakanımız bölgeye giderek, bölge liderleriyle, İslam İşbirliği Teşkilatıyla ve diğer kuruluşlarla toplantılar gerçekleştirerek oradaki ateşin, oradaki saldırıların bir an önce durdurulmasıyla ilgili mücadelemizi yapıyoruz. Diğer yandan da insani yardım çalışmalarıyla ilgili, işte askeri uçaklarımızla insani yardımları bölgeye intikal ettirerek oradaki Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam ediyoruz.” dedi.
AVRUPA’NIN VE DÜNYANIN EN ÇAĞDAŞ MEVZUATINA SAHİBİZ
Gerek yargı teşkilatının fiziki kapasitesi, gerek teknoloji imkanlarının sunulması ve gerekse de mevzuatın çağın gereklerine uygun hale getirilmesi anlamında da çok önemli mesafeler aldıklarını kaydeden Tunç, temel kanunların tamamını yenilediklerini, Avrupa’nın ve dünyanın en çağdaş mevzuatına sahip olduklarını söyledi. Fiziki anlamda da teknoloji anlamında da en ileri noktada olduklarının altını çizen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabii ki bunlar yeterli değil. Bunların iyi uygulanması, mevzuatın iyi uygulanması, o fiziki kapasiteden daha fazla yararlanabilmesi de elbette ki uygulayıcılarımızın elinde. Uygulayıcılarımızın da kapasitesini arttırmanın gayreti içerisinde olduk. Bugün bundan yirmi yıl önce 7-8 bin hakim savcımız vardı. Bugün 24 bin hakim ve savcımız var. Hukuk fakültelerimizdeki eğitim kalitesini artırma noktasındaki çalışmalarımız devam ediyor. Hukuk fakültesinden mezun olan kardeşlerimizin avukat ve hakim ve savcı olabilme için bir ön eleme, mezuniyetten sonra hukuk mesleklerine giriş sınavını getirdik. 2024’ten itibaren uygulanmaya başlayacak. Bir avukat meslektaşımız avukatlık stajına başlayabilmek için artık hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması gerekecek. Bir ön aşama olacak. Hakimlik ve savcılık sınavına girebilmek için de yine hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması gerekecek. Bundan sonra artık hakim ve savcı adaylığı yok. Bundan sonra hakim ve savcı yardımcılığı var. İki yıllık stajla hakimlik mesleğine kabul edilirken artık üç yıl boyunca hakim ve savcı yardımcısı olarak, tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında usta çırak ilişkisi şeklinde yetişecekler ve adalet akademimizde de uzun süren bir eğitim görecekler. O eğitimler sırasında da farklı sınavlara tabi tutularak üç yılın sonunda Hakimler ve Savcılar Kurulumuzun önüne gelip mesleğe kabul aşamasına gelmiş olacaklar. Bu da yargıda, insan kalitemizi arttıracak önemli hususlar.”
