Tutukluluk Kararına Karşı İtiraz
……… NÖBETÇİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
……….(..). ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE
DOSYA NO : …./….
TUTUKLAMAYA İTİRAZ EDEN
SANIK : ……. ……..
MÜDAFİİLERİ : …….
KONUSU : Tutuklama kararının İTİRAZEN kaldırılarak, şüphelinin tutuksuz yargılanmasına karar verilmesi isteminden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Sanık ……. …….. hakkında ……. (..). Asliye Ceza Mahkemesi …./…. E. Sayılı dosyasında tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Ancak söz konusu tutuklama kararı için gerekli şartlar gerçekleşmemiştir. İşbu sebeple aşağıda sıralayacağımız gerekçelerle bu karara süresi içerisinde itirazlarımızı sunuyoruz. Şöyle ki;
Müvekkilin düzenli hayatı ve düzenli bir işi de bulunmaktadır. Bu sebeple, müvekkil sanığın tahliyesine karar verilerek kovuşturmaya devam edilmesinin ileride yaşanabilecek hak kayıplarını önleyeceği kanaatindeyiz.
CMK 100’DEKİ TUTUKLAMA NEDENLERİ OLUŞMAMIŞTIR.
Müvekkilimiz; sabit yerleşim yeri sahibidir. Kaçma şüphesinin bulunmadığı ortadadır. İlgili suçta suça ilişkin olan bütün deliller toplanmış ve muhafaza altına alınmıştır. Bu sebeple müvekkilimizin delilleri karartma şüphesi de bulunmamaktadır.
ATILI SUÇUN CMK 100/3’TE BELİRTİLEN SUÇLARDAN YANİ KATALOG SUÇLARDAN OLMASI MUTLAKA TUTUKLU YARGILAMA GEREKTİRDİĞİNİ GÖSTERMEZ.
Yukarıda belirttiğimiz üzere atılı suçun CMK 100/3’te belirtilen suçlardan yani katalog suçlardan olması mutlaka tutuklu yargılama gerektirdiğini göstermez. Zira bahsi geçen kanun maddesi şöyle demektedir; “Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir” dolayısıyla kanun, atılı suçların katalog suçlardan olması halinde mutlaka tutuklu yargılama yapılması gerektiğini belirtmemektedir. Sadece kuvvetli suç şüphesi halinde diğer sebeplerin de varsayılabileceğini belirtmiştir. Kanun tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesi ile birlikte tutuklama sebeplerinden birinin varlığını aramaktadır. Ancak dilekçemizde de belirttiğimiz üzere tutuklama sebeplerinden hiçbiri gerçekleşmemiştir. Bu sebeple de müvekkilin derhal salıverilmesi gerekmektedir.
TUTUKLAMA İÇİN KUVVETLİ SUÇ SUPHESİ BULUNMAMAKTADIR.
Öte yandan mevcut dosya değerlendirildiğinde sanık tarafından delillerin yok edilmesi, karartılması, değiştirilmesi ya da gizlenmesi söz konusu değildir. Dosyada toplanması gereken tüm deliller toplanmıştır. Dosya ve sanığın davranışları değerlendirildiğinde; delileri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe uyandırma şartlarının söz konusu dosyada olmadığı sayın mahkemenizce de görülecektir.
Tutuklama kararı; sanık müvekkil açısından bir tedbir olmaktan çok etkili bir cezaya dönüşecektir. Tutuklama işlemleri bir tedbir niteliğindedir, tutuklama koşulları yok ise
tutuklama kararı sanığa verilen bir ceza olarak kabul edilmektedir.
TUTUKLAMA EN SON TEDBİRDİR.
CMK 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Tutuklama en son tedbirdir. Öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. AİHM de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması
gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir.
YARGITAY KARARLARI ve AİHM BAKIMINDAN
Yargıtay kararlarından da açık bir şekilde anlaşılacağı üzere; müvekkilimizin üzerine atılı suçlamada, açık ve samimi beyanlarda bulunmuş olması, kaçma şüphesinin olmaması ve delilleri karartma ihtimalinin olmadığı düşünüldüğünde tutuksuz yargılanabilmesi gerekmektedir. Hususiyetle, Ceza yargılamasının tutuksuz yapılması asıldır. Koruma tedbiri anlamında tutuklama ise, istisnai bir nitelik taşımaktadır. İstisnanın, kural haline dönüştürülmesi; masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Suçun niteliğine ve unsurlarına bakıldığında ve her halükarda dosya içeriğine göre sabit ikametgahlı müvekkilimiz hakkında verilen tutukluluk halinin devamına karar verilmesi için hiçbir neden yoktur.
Tüm bu nedenlerle, sanık müvekkil hakkındaki tutuklama kararının kaldırılması kararı verilmesi talebinde bulunma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle;
1-) Sanık hakkındaki tutuklama kararının İTİRAZEN KALDIRILMASINA
2-) Mahkemeniz aksi görüşte ise, tutuklama kararının CMK 109 vd hükümleri gereğince ‘adli kontrole’ çevrilmesine karar verilerek sanığın SERBEST BIRAKILMASINA karar verilmesini; sanık müdafileri olarak saygıyla ve bilvekale arz ve talep ederiz.
Tutuklamaya İtiraz Eden Sanık
MÜDAFİİLERİ
……. ……..
