Menu
En iyi Manavgat Avukatı
  • Anasayfa
  • Biz
  • İletişim
  • Blog
Close Menu
10/07/2021

Ölüm Tarihinden 1 Yıl Sonra Açılan Tenkis Davasının Süreden Reddi Gerektiği

Manavgat Avukat Yargı Kararı dava, dava tarihi, hak, hak düşürücü, medeni kanun, miras, mirasçı, muris, ölüm tarihi, süre, tenkis, tmk, türk medeni kanunu

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/4753 Karar No: 2013/8026 Karar Tarihi: 20.05.2013

 

ÖZET: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Satış yolu ile yapılan temlikler nedeniyle tenkise hükmedilemeyeceği, ancak bağışlarda tenkis talep edilebileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca tenkis isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de murisin ?. tarihinde öldüğü, eldeki davanın ?.. tarihinde ölümden itibaren bir yıl geçtikten sonra açıldığı, 4721 sayılı yasanın ilgili maddesinde belirtilen bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olup Mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiği halde bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaksızın işin
esasının incelenerek karar verilmesi de isabetsizdir.

Dava: Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil-tenkis davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tenkis talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi S. K.’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.

Mahkemece, miras bırakan tarafından yapılan temlik ile saklı pay kurallarının ihlal edildiği gerekçesiyle tenkis davasının kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı olan Z. G.’nün 05.05.2011 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak eşi olan davalı H. ile oğlu olan davacı İ.’in yanı sıra, dava dışı çocukları O. ile İ.’i bıraktığı, murisin maliki olduğu 451 ada, 2 parsel sayılı avlulu ahşap ev niteliğindeki taşınmazının ½ payını 19.08.1999 tarihinde eşi olan davalıya satış yolu ile temlik ettiği, geride kalan payını ise ölümünden iki gün önce 03.05.2011 tarihinde satış yolu ile yine eşi olan davalıya temlik ettiği, davanın 26.06.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda
yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 (TBK 237) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince ; davacı miras bırakan Ziya’nın oğlu davalı ise eşidir. Murisin davalı ve oğlu O. ile birlikte yıllarca dava konusu evde birlikte yaşadıkları, bakımının davalı eşi tarafından üstlenildiği, tüm sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığı, kanser tedavisi gören murise eşinin ilgisini ve hizmetini esirgemediği ve onun yanında olduğu davacının ise babasına bakmak bir yana kötü muamelede bulunduğu, tüm bu hususların özellikle davacının kardeşi olan ve eldeki davanın kabul edilmesi halinde çıkarı olan O. tarafından da ifade edildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp, belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK’nun 29.04.2009 gün 2009/1-130 S.K.) Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların dayanağını teşkil eden 01.04.1974 gün, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, kendisine yıllarca bakan eşine minnet duygusu ile temlikin gerçekleştirildiği, satış işleminin muvazaalı olarak gerçekleştirilmediği kabul edilmek suretiyle muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edilmemesinde
bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden Reddine, Davalının temyizine gelince; satış yolu ile yapılan temlikler nedeniyle tenkise hükmedilemeyeceği, ancak bağışlarda tenkis talep edilebileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca tenkis isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de murisin 05.05.2011 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 26.06.2012 tarihinde ölümden itibaren bir yıl geçtikten sonra açıldığı, 4721 sayılı yasanın 571. maddesinde belirtilen bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olup Mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiği halde bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaksızın işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.

Sonuç: Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Aksi Bir Delil Sunulamaması Halinde Tenkis Davasında Hak Düşürücü Sürenin Dava Tarihi Değil Daha Sonraki Bir Tarih Olarak Değerlendirilmesi Gerektiği Ceza Davasında Düşme Kararı Verilmesi Nedir? Şartları Nelerdir?

Related Posts

Yargı Kararı

Eşit Kusur Durumunda Bile Kadına Yoksulluk Nafakasına Hükmedilebileceğine Dair Karar

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/14134 K. 2013/27809 T. 27.11.2013 DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından; kocanın kabul edilen davası, kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat ve nafakalar ile davacı-karşı davalı koca lehine hükmolunan manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak […]

Yargı Kararı

Facebook’ta Çok Vakit Geçirmenin Kusur Sayılacağına İlişkin Karar

2. Hukuk Dairesi 2014/19849 E. , 2015/4186 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :İvrindi Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :12.02.2014 NUMARASI :Esas no: 2013/106 Karar no:2014/25 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece, “davalıya yüklenebilecek ve davacı için boşanmayı […]

Yargı Kararı

Hukuka Aykırı Delilin Dikkate Alınmayacağına Dair Karar

2. Hukuk Dairesi 2015/19097 E. , 2016/12155 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiştir. Davalı kadına mahkemece yüklenen […]

Yargı Kararı

Aksi Bir Delil Sunulamaması Halinde Tenkis Davasında Hak Düşürücü Sürenin Dava Tarihi Değil Daha Sonraki Bir Tarih Olarak Değerlendirilmesi Gerektiği

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/6493 Karar No: 2019/1739 Karar Tarihi: 11.03.2019   ÖZET: Bilindiği üzere; tenkis davalarında hak düşürücü süreyi düzenleyen Türk Medeni Kanununun 571. maddesinde iki ayrı ilkeye yer verilmiştir. Birincisi saklı payın ihlal edildiğini öğrenme gününü esas alan bir yıllık süre, diğeri ise, vasiyetnameler için açıldıkları günden, tenkise tabi diğer bütün […]

Yargı Kararı

DANIŞTAY 15. Daire 2013/2234 E. 2018/8363 K. — Karar Tarihi: 19.12.2018 İPTAL DAVASI – YAPILAN İSKONTO NEDENİYLE ECZANELERDE OLUŞAN STOK ZARARLARINI ÖNLEMEYE YÖNELİK TEDBİR NİTELİĞİNDE OLAN VE İSKONTONUN ASIL MUHATABI OLAN İLAÇ FİRMALARINA SORUMLULUK YÜKLEYEN DÜZENLEMEDE HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI – DAVANIN REDDİ ÖZET: Kamu kurumu iskontosu uygulamasında, firmalar davalı Kuruma iskonto uygulamakla mükellef olup, firma […]

Back To Top
manavgat avukat

İletişim:

+905425139898

+902425139898

info@antalya.law

Adres

Hacet Mahallesi, Canlılar Sokak,
Avukatlar İş Merkezi, No: 7, Daire: 2-3
Alanya / Antalya

Copyright © 2020 Aşıkoğlu Hukuk ™ Aşıkoğlu Uluslararası Hukuk Bürosu, Her Hakkı Saklıdır

WhatsApp us